SAFİYE EROL

...bir göktaşı gibi ebediyetten ve âdeta başka bir âlemden kopup düşen bu kadın...

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Panel: "Aşkı En İyi anlatan Yazar: Safiye Erol"

E-posta Yazdır PDF

Safiye Erol

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

 

YEDİ PEÇELİ KALEMPÎR: SAFİYE EROL HANIMEFENDİ

E-posta Yazdır PDF

Saliha MALHUN

Işıkla gölge arasında yaşamak nedir anlıyorum artık. İnsan hiç tanımadığı hâlde birine çok benzer mi? O'nu okumaya başlayınca tanımaya başlamıştım kendimi de.

İşıkla gölge arsında bir kuytulukta yaşamış bir kalempîr; Safiye Erol Hanımefendi…

Bazı insanların hayatları kadar göçmüş olmaları da ayrı bir hüzün hikâyesidir. Ne tuhaf… Ben hiç sohbetini dinlemediğim hâlde Sâmiha Annenin bir konu üzerinde düşünürken, hâlimde bana çeşitli izahlar yaptığını, beni yönlendirdiğini, hatta bazı hâl ve tavırlarım sebebiyle bana darıldığını ve yüzünü sessizce başka tarafa çevirerek ilgilenmediğini hissediyor ve sesini içimde duyuyorum... İnsanlardan kaçan bir münzevînin bu garip yaşayış tarzı birçoklarını şaşırtabilir belki de… Ama ben kendim gibi tuhaflara yazıyorum zaten bu sözleri de…

Sâmiha Anne için Safiye Hanım'ı kaybetmek belki de ikinci bir "Ciğerdelen" romanı kadar yakıcı olsa gerek. Üstelik bir sahne sanatkârı kadar önemsenmemiş vefâtı, buna Sâmiha Anne çok içerlemiş. Oysa benim için onun vefatıyla beraber bütün hayat hikâyesi, baştanbaşa müthiş bir başlangıcın ve devamlılığın geleceğe dönük aynalarda mükemmele yakın bir kendini tamamlamışlığın hikâyesi!..

Çünkü O'nu okuduğunuzda, kullandığı dil ve imajların sanki size verilmiş husûsi anahtarlar olduğunu hisseder ve onun ölümüyle kaybolmadığını ve fakat mânâ kapılarının ardında bir belirip bir kaybolduğunu fark edersiniz. Yani; O'nun varlığı; varlığınız, yokluğu ise yokluğunuz olur!

Devamını oku...
 

SAFİYE EROL´U ANDIK

E-posta Yazdır PDF

DEĞERLİ YAZARIMIZ SAFİYE EROL´U ÖLÜM YILDÖNÜMÜ OLAN 07 EKİM PAZARTESİ GÜNÜ OKULUMUZDA ANDIK... 
EDİRNE - UZUNKÖPRÜ - Safiye Erol Ortaokulu 

İlçemizin yetiştirdiği, dünya çapında üne sahip yazarımız Safiye EROL’ un ebediyete intikal edişinin 49. yılında kendisini okulumuz salonunda saygı ve rahmetle andık. Böyle münevver bir şahsiyetin adını yaşatmaktan gurur duyuyoruz...

Safiye Erol, 2 Ocak 1902 tarihinde Edirne-Uzunköprü’de doğmuş, 7 Ekim 1964 tarihinde İstanbul´da vefat etmiştir. 

İlköğrenimini İstanbul’da Alman mektebinde tamamlamıştır. İlkokuldan sonra Fransız Mürebbiyeler Okulu´na gitti. 1914´de Alman Lisesi´nde okudu. 1917´de Almanya’ya gönderilmiştir. Lise ve üniversite öğrenimini ayrıca doktorasını da Almanya’da tamamlamıştır. Münih Üniversitesi’nde Felsefe ve Edebiyat eğitimi görmüştür. Daha sonra 1926’da yurda dönmüştür.

Safiye Erol yazarlığa ilk adımını, Vakit gazetesinde yayınlanan Kadıköy’ünün Romanı isimli eserle atmıştır. Bu eser 1938’de kitap olarak basılmıştır. Cumhuriyet gazetesinde, Ülker Fırtınası   1944’de kitap olarak çıkmıştır. Ciğerdelen’in ilk baskısı 1946’da yapılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından  başlatılan Dünya Edebiyatından  Tercümeler faaliyetine katılan yazar Selma Lagerlöf ‘ün Portugalıya İmparatoriçesi (1941), La Motte Fouque’den Su Kızı (1945) kitaplarını tercüme etmiştir. Bilhassa  Kenan  Rifai  ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık’  isimli kitaptaki makalesi, ondaki fırtınalarla dalgalanan ruhun sükunete  kavuştuğunun ipuçlarını vermesi bakımından dikkat çekicidir.

Safiye  Erol ,doğu  ve batı medeniyetini kaynaştırmış bir yazardır. Batı  medeniyetinin eksiklerini, doğu  medeniyetinin üstünlükleriyle tamamlayarak uyumlu bir sentez oluşturmayı hedeflemiştir. Safiye Erol’un bu  hedefi roman kahramanlarının kişiliklerine de  yansımıştır.

Mehmet Nuri ‘Safiye Erol Kitabı’ adlı eserinde Erol’un doğu ve batı hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirmiştir: 

‘Safiye Erol batıyı iyi bilen bir aydın ama doğunun güzelliklerini de fark edebilen bir münevver yazardır. Komplekslere kapılmış yarı aydınlardan, kendi yürüyüşünü terk eden ve başkalarına özenen mukallitlerden değil, eserlerinden ve fikirlerinden faydalandığı doğunun bilge kişilerinden sık sık bahseder, makalelerinde düşüncelerini onların ışıklarıyla donatır, meselelerini onların hal çareleriyle çözümler. Hiçbir zaman batının aydınlık kafalarını ihmal etmez, adeta bir sentez yapar.

İnsanlık birikiminin altın beyinlerini aynı bahçede dolaştırırken, bir demet çiçek gibi derleyen Safiye Erol, bu kişilerin düşüncelerinden, hayallerinden, ideallerinden kendisine uygun olanları seçer, öne çeker ve takdir eder. Ne var ki, yazarımızın peşin hükümleri yoktur. Kişilere, inançlara, akımlara karşı acımasız değildir. Aksine herkesten, her şeyden ve her olaydan ders alınabileceğini, hisse çıkarılabileceğini düşünür. Bu yönüyle O, kelimenin tam anlamıyla özel bir insandır. Biz de bu özel insanın adını yaşatmaktan gurur duyuyor, kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz.

 

1

2

http://www.uzunkoprusafiyeeroloo.meb.k12.tr/

 

ÇÖLDE BİTEN RAHMET AĞACI

E-posta Yazdır

ÇÖLDE BİTEN RAHMET AĞACI

Adı pek bilinmeyen kıymetli yazarlarımızdan biridir Safiye Erol. Yeni nesil, ne yazık ki, bu ismi pek hatırlamaz. Aslında o, kaleme aldığı birbirinden değerli romanlarıyla ve hikâyeleriyle edebiyatta yer edinmeye layık bir isimdir. Merhume Samiha Ayverdi’nin deyimiyle Safiye Erol “dürüst, hamiyetli, imanlı, münevver” bir şahsiyettir. 1902 senesinde Edirne’de doğan Erol, 1964 yılında 62 yaşında iken İstanbul’da ölmüştür. Öldüğünde “Ciğerdelen, Ülker Fırtınası, Kadıköyü’nün Romanı, Dineyri Papazı” gibi kıymetli romanlar bırakmıştır arkasında. Hikâyeleri ise “Leylak Mevsimi” isimli kitapta toplanmıştır. Bu arada “Makaleler”, “Çölde Biten Rahmet Ağacı” adlı fikir eserleri de mevcuttur.

Geçenlerde okul kütüphanesinde dolaşırken Safiye Erol’un “Çölde Biten Rahmet Ağacı” isimli incecik kitabı ilişti gözüme. Hemen orada okumaya başladım, bitirmeden de bir daha elimden bırakamadım. Çünkü bu kitap Kâinatın Efendisi’ni ve diğer Hakk ve hakikat dostlarını şiirsel bir üslupla anlatıyordu. ‘İstesen de bırakamazsın’ türünden bir kitaptı bu.

“Çölde Biten Rahmet Ağacı”
110 sayfalık küçük hacimli bir kitap ama üslup derinliği onun çok ötesinde. Eser; kültürümüze emsalsiz eserler kazandıran, takdire şayan hizmetler eden Kubbealtı Neşriyatı tarafından çıkarılmış. Kubbealtı sadece bu kitabı değil, Safiye Erol’un bütün kitaplarını Türk okuyucusuyla buluşturarak büyük bir vefa örneği göstermiştir.

“Çölde Biten Rahmet Ağacı” Kubbealtı’nın Takdim’i ile başlıyor. Kitabın Önsöz’ünü, eseri düzenleyen Halil Açıkgöz yazmış. Açıkgöz, bu eserle ilgili olarak şunları söylüyor: “Çölde Biten Rahmet Ağacı, Safiye Erol Hanımefendi’nin 1962 ramazan ayı boyunca Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edilmiş eseridir. Başlangıçta iki kısım olarak düşünülmüş ise de ramazan bittikten sonra devamını yazmamış değil, yazamamıştır.”

Bir üslûp şaheseri olan “Çölde Biten Rahmet Ağacı” adlı eserin başında Samiha Ayverdi’nin “Dile Gelen Taş” isimli hoş bir yazısı vardır. Bilindiği üzere Samiha Ayverdi, Safiye Erol’un kolundan tutmuş, onun zamanın tasavvuf ehli Kenan Rifâî Hazretleriyle tanışmasına vesile olmuştur. Her ikisi de büyük Allah dostu Kenan Rifâî Hazretlerinin izinden gitmişlerdir. Merhume Ayverdi bu yazıda bu hadiseyi kastederek “Pirdaşım” dediği Safiye Erol’u şu güzel sözlerle şöyle tavsif ediyor: “Ey tarihî kadın, ey ecdat zaferlerini gözlerinde biriktirmiş hazîne kadın, ey Keşanlı güzel! Miyanemize bir ezelî yâr olarak giriverdin. Tadında, tutumunda geçmiş devirlerin âşınâlığı buram buram tüterdi.”

Devamını oku...
 

Süleymaniye’de Aşina Çehreler...

E-posta Yazdır PDF

Süleymaniye’de kurulan ve kültürel hizmetlerini kendi mekânında gerçekleştiren İlk Tohum İlim ve Kültür Araştırmaları Derneği’nde uzun soluklu yeni bir sohbet program başlıyor. Ayda bir düzenlenecek olan “Aşina Çehreler” isimli toplantılarının konuşmacısı edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım. Yardım, her ay kültür, sanat ve edebiyat dünyamızda yer almış bir şahsiyeti dinleyicilere anlatacak, hayatından, eserlerinden ve fikirlerinden bahsedecek. “Aşina Çehreler”de ilk olarak romancı yazar Safiye Erol gündeme getiriliyor. Toplantı, İlk Tohum İlim ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin Ayşe Kadın Hamamı Cengiz İşhanı’ndaki adresinde 3 Kasım Cumartesi günü saat 19.00’da başlayacak.

Anonim Yayıncılık’tan Safiye Erol isimli eseri yayımlanan Mehmet Nuri Yardım, 2001 yılında bütün eserleri Kubbealtı’ndan çıktıktan sonra Türkiye’nin gündemine gelen ve kültür sanat dünyasının “edebiyatımızda yeni bir keşif” olarak kabul ettiği Safiye Erol hakkında bugüne kadar yapılan çalışmaları değerlendirecek. Yardım, konuşmasında Safiye Erol’un başta Ciğerdelen olmak üzere romanları üzerinde duracak, hikâye ve makalelerine temas edecek, fikirleri üzerinde duracak.

1902 yılında Edirne Uzunköprü’de doğan Safiye Erol, 1 Ekim 1964 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Tahsilini Almanya’da yaptı. Ciğerdelen, Ülker Fırtınası, Kadıköyü’nün Romanı, Dineyri Papazı yayımlanmış romanlarıdır. Hikâyeleri, Leylâk Mevsimi’nde toplandı. Makaleler isimli kitabının yanı sıra Çölde Biten Rahmet Ağacı isimli bir eseri bulunuyor.

Daha çok üniversite öğrencilerine yönelik kültürel faaliyetleriyle tanınan İlk Tohum Eğitim ve Kültür Araştırmaları Derneği, çeşitli aktivitelerle toplam 110 öğrenciye eğitim hizmeti veriyor. Kurslar hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler, Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adresine yazabilirler.

http://www.sanatalemi.net/haber.asp?ID=520

 

SAHUR VAKTİ

E-posta Yazdır PDF

Safiye EROL

Ramazanın ilk günleri geçtikten sonra alışkanlık yerleşti. Daha çıngıraklı saat çalmadan uyanıyorum, içimdeki mânevi zemberek boşanıyor sanki, başka türlü bir ses can kulağıma değiyor, o saat gözümü açıyorum, henüz dörde on dakika var. Selîmiye kışlasının sahur topu atılıncaya kadar çoktan ayaktayım. Vücutta uyku mahmurluğu, ruhta değişik bir uyanıklıkla evin içinde gidip gelmeler, rehâvetle kayan adımlar, hareketlerde bir salıntı. Diğer dünyâda seyretmek hissi var insanın üzerinde. Sahurun bu müstesnâ tesirine sebep nedir? Belki etrâfın sessizliği, belki göçmeye yüz tutmuş gecenin büyüsü, belki de îtiyatlara hükmetmek, zamâna müdâhale etmek için imrendiğimiz davranış. Ramazanın hiçbir vaktinde, ne iftarda ne terâvihte rûhânî güzelliği bulamam. Şüphesiz insan gece olsun, gündüz olsun kendi içine çekilip gönüz hasbihâline erebilir, ama etrafta dünya uğuldar. Bir de bu gönül hasbihâlini dünyânın durgun, berrak sular gibi kaldığı demlerde zevk etmek var, hiçbir zevke benzemez. Sahur Arapça bir kelime, gece vakti uyanık durmak demektir. Uykuyu kısmak keyfiyeti İslâm âleminde öyle makbul bir ideal olmuştur ki dînî edebiyat, bilhassa tasavvuf literatürü baştan başa seher vakti semâları, nâfile, vitir ve teheccüt namazları içliliğiyle şiirlenir. Gece olunca, halkın gürültüsü durulunca, Cenâb-ı Hakk’tan bir nidâ gelirmiş. Uyanık canlar, bekleyen canlar duyarmış onu. Gönüller huzûra kavuşurmuş. Sonra seher vakti rahmet kapıları açılır, dilekler kabul olurmuş.

Gafletle uyumak ne revâ abdi hakîre
Şefkatle nidâ eyleye rahman gecelerde
Âşıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim
Gönlüm gözüne görüne cânân gecelerde
Allah için ol halka mukārin gece gündüz
Ey Hakkı! Nihân aşk oduna yan gecelerde

İbrâhim Hakkı Erzurumlu 

Issızlık içinde yüzerek küçük sahur soframı kurup kaldırırken modern dünyâmızın velvelesinden beni alan, nurdan bir tecrit küresi gibi beni içine saran bu ramazan mûcizesini düşünüyorum, böyle zamanlarda insan gāliba ruh kıvâmına yaklaşıyor. Hareketler bile, nasıl oluyor oluyor, başka bir üslûba uymuş gibi. Ayranı gündüzki gibi değil. Çatal bıçak şakırtısı kulağıma yeni geliyor. Eşyânın yüzü tâzelenmiş, sesler, küçük çıtırtılar, nazlı fısıltılar ne kadar güzel bilirim. Şimdi başka bir âlemin kānûnu yürürlüktedir.

Devamını oku...
 

Ey aşk... Sen nelere kadirsin

Yazdır

Ey aşk... Sen nelere kadirsin

110 sene evvel...

Edirne’de dünyaya gelmiş, İstanbul’da, önce Alman mektebini, sonra Fransız mürebbiye mektebini bitirmiş, henüz 13 yaşındayken, lise için Almanya’ya gönderilmiş, Münih Üniversitesi’nde edebiyat ve felsefe diploması almış, şarkiyat doktorası yapmıştı, Safiye.
*
Çok güzeldi. Etrafına ışık saçıyordu. Dönemin Türk kızlarına kıyasla, saçı başı, giyimi, davranış biçimleri açısından özgür ruha sahipti, cesurdu.
Gönlü tutuştu... Âşık oldu.
*
Hintliydi delikanlı, okuldan arkadaşıydı. Evlenmeye karar verdiler. Gel gör ki, ikisi de yurtseverdi, hangi ülkede yaşayacaklar? Daha işin başında anlaşamadılar maalesef.
Vatanını, yüreğine tercih etti Safiye.
Son bir öpücük, vedalaştı, topladı bavulunu, memlekete döndü. 1926’ydı.
*
Yazmaya başladı. Duygularını romanlarına döktü. “Aşkı hiç tatmamak mı, yoksa, tattıktan sonra yalan olduğunu anlamak ve kaybetmek mi?” diye sordu mesela... “Âşık olan zaten alacağını almıştır, artık bir şey isteyemez,  bundan geri o verecektir, hep o verecektir” dedi.

Devamını oku...
 

Ketaki Çiçeği

E-posta Yazdır PDF

Nazân Yeşim
18/10/1964 Milliyet gazetesi

Üç hafta evvel hayata gözlerini yuman değerli kadın romancımız Safiye Erol, Almanya'daki tahsili sırasında tanıştığı Hindistan'lı hürriyet mücahitlerinden pek meşhur bir gençle çılgınlar gibi seviştiği halde bir türlü evlenememişti, çünkü...

Vatanını aşka tercih etmişti...

Bu olağanüstü hâtıranın yalnız kendi hafızasında kalmasına gönlü razı olmayan yazar, eserlerinde de dâima hep bu macerayı canlandırmaya çalıştı...

KETAKİ adı büyük Hint efsanelerine karışmış küçücük bir aşk çiçeğidir, yalnız Hindistan'da açar. Akıl İlâhı Brahma bir gün ilahlarla bahse girmiş ve onlara, ebediyetler içinde sefer ederek aşkın sonuna ereceğini ve böylece en gizli mânasını bulacağını iddia etmiş, hiç kimsenin inanmamasına rağmen, bu maksatla yola çıkarak aşk yangınında menziller almıştı. Yazık ki bu çetin imtihanın, bu harikulade maceranın sonuna yetemedi, yeni gerçekler elde etmeye takati kalmadı.

Ketaki çiçeği, aşk gerçeğinin son menziline varmış, ilah Brahma’nın yarıda kaldığı yollardan yorgun, perişan fakat büyük bir zafer havasıyla dönüyordu. İlah  Brahma  büyük bir şaşkınlıkla ona sordu:

Ey bu yolları bir başına gidip gelen küçücük çiçek, şu vücutsuz vücudunla bu yangına nasıl dayandın?

Ketaki çiçeği:

“Ey şanlı Brahma” dedi, “Bilmez misin, kılıç havayı kesmez ve ateş ateşi yakmaz. En yalçın kayaların teninde ipek gibi yosunlar biter.”

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 2