SAFİYE EROL

...bir göktaşı gibi ebediyetten ve âdeta başka bir âlemden kopup düşen bu kadın...

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Hakkında Yazılanlar Hakkında Yazılanlar
Hakkında Yazılanlar

Sultan Şehir Edirne

E-posta

Edirne Silueti

Mehmet YAŞİN

Bu sınır kentine kaçıncı gidişim unuttum. Ama baktım ki değişen bir şey yok. Her şey bıraktığım gibi. Edirne kaderine terk edilmiş.

Sanki Avrupa sınırında unutulmuş gitmiş. Edirne’yi bu kez 1964 yılında aramızdan ayrılan yazar Safiye Erol ile birlikte gezdim. Kenti bir ben anlattım, bir de Safiye Erol.

Karayip Denizi’nin sıcak tembelliğinden sıyrılamadan bir de baktım ki Edirne’deyim. Bu kaçıncı Edirne? Unuttum... İlki çok eskideydi. Küçücük bir çocuktum. O zamanlar otobüsler, otoyoldan bir kuş misali uçup gitmiyorlardı... Köy, kasaba, kent tıngır mıngır. Tıpkı Safiye Erol’un yaptığı yolculuklar gibi: ‘Silivri, Çorlu, Babaeski, Havsa... Camilerini, çeşme ve köprülerini gözle selamlayarak, halkın hayatından bir uçar koku kaparak geçiyoruz. Tarlalar, bereketli körpe yeşil, hep düz ova gidiyor. Koyunlar, davarlar otluyor, ötede beride leylekler keyif üstü...’

Devamını oku...
 

"Safiye Erol'un Yeniden Keşfi Son Yıllardaki En Büyük Kazancımız"

E-posta

Safiye Erol

SALİHA CÜVELEK   -   01.02.2011

Ölümünden sonra uzun yıllar unutulmaya terk edilen Safiye Erol, eserleriyle adeta yeniden bir diriliş yaşıyor. Bu ilgi Türkiye'yle de sınırlı değil. Yazarın Boşnakçaya çevrilen Ciğerdelen romanı, Bosna-Hersek'te de en çok satanlar listesine girdi. Safiye Erol hakkında hazırladığı biyografisi geçtiğimiz günlerde yeniden yayımlanan Mehmet Nuri Yardım ile Safiye Erol'u konuştuk.

1964 yılındaki ölümünden sonra neredeyse unutulan, eserleri hemen hiç gündeme gelmeyen Safiye Erol, edebiyat dünyasını şaşırtmaya devam ediyor. Kubbealtı Neşriyatı tarafından 2001'de bütün eserleri yeniden basılan ve büyük bir ilgi gören Erol'un 'Ciğerdelen' adlı romanı, yeni çevrildiği Boşnakçada en çok satanlar arasına girdi. Roman, 20. yüzyılda cereyan eden bir aşk hikâyesini, erkek kahramanı Turhan'ın dilinden, bir Rumeli efsanesiyle iç içe anlatıyor. Romanın kadın kahramanı Cangüzel, Turhan'ı eğitmek amacıyla ortak atalarının 17. yüzyılda Ciğerdelen Kalesi'ne yakın tımarda yaşadıklarını dile getiren hikâyeler kaleme alır. Sarı Sipahiler, Yedi Peçeli ve Ciğerdelen isimli bu üç hikâye, Cangüzel ve Turhan'ın maceraları arasına girer.

Devamını oku...
 

Safiye Erol: “Ait olduğum değerlere ihanet etmeyeceğim”

E-posta

Safiye Erol, kendi medeniyetine sonuna kadar güvenmenin sembol isimlerinden birisi olmuştur. Tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi kafasında ve gönlünde taşıyan bu romancımızın beni kendine hayran bırakan bir sözü var ki; bence hepimizin tekrarlaması gereken bir sözdür. Safiye Erol kendi kendine bir söz veriyor ve diyor ki: ”Ait olduğum değerlere asla ihanet etmeyeceğim.”

Yaşadığı devri dikkate alarak düşünecek olursak ne büyük bir yükün altında olduğunu daha iyi anlarız. Nitekim hiç bir düşünür yaşadığı çağdan bağımsız düşünemez ve düşünülemez. Gözünüzde bir fotoğraf canlandırın ki, Osmanlı devleti çökmüştür ve artık etrafınızdaki herkesin gözünde bir Avrupa efsanesi parlatılmak istenmektedir. Avrupa’ya mühendis olsun diye gönderilen pek çok gencimizin şair, felsefeci, yazar, anarşist ve papaz olarak döndüğü yıllarda Safiye Erol, ‘kendi olarak kalıp’ eğitimini tamamlayarak memleket irfanının hizmetine kendisini vakfedebilmiştir.

Devamını oku...
 

Safiye Erol - Biyografi

E-posta
Safiye Erol - BiyografiSafiye Erol unutulup gitmiş, adı bile bilinmeyen ve kitapları okunmayan bir yazar ve aydındı. Ne zaman ki 2001 yılında kitapları Kubbealtı tarafından neşredildi, bir anda güneş gibi edebiyat dünyamıza doğdu. Bir çok edebiyatçı, yazar, gazeteci şaşkınlıkla "Yahu kim bu Safiye Erol? Bir anda nasıl oldu da edebiyat âleminin gündemine yerleşiverdi?" diyerek hayretlerini gizleyemediler. Evet hakikaten Safiye Erol'un keşfi birdenbire oldu. Bir anda onu okuduk, bir anda sevdik ve hepimiz onu sahiplendik. Çünkü o bizimdi, bizdendi. Gazetelerde haberler çıktı hakkında, köşe yazarları övücü yazılar yazdılar. Radyolarda ve televizyonlarda programlar yapıldı. Kültür, sanat, edebiyat dergileri sayfalanın ona ayırdılar. Hatta bazı popüler ve önemli dergiler kapaklarını bile ona tahsis ettiler. Son zamanlarda bazı televizyon kanallarında adından söz ediliyor, Selim İleri gibi kimi ünlü romancılar "Aşkı en iyi anlatan yazar Safiye Erol'dur." diyerek dikkatleri bu isimsiz edebiyatçıya çekiyorlardı.
Yazar : Mehmet Nuri Yardım
Yayıncı : Anonim Yayıncılık
Barkod : 9786051003528
Boyut : 165-245
Sayfa Sayısı : 185
Basım Yeri : İstanbul
Kapak Türü : Karton
Kağıt Türü : 2. Hamur
Dili : Türkçe
 

Defterimde Safiye Erol

E-posta Yazdır PDF

Selim İleri

Bu güne kadar günce tutamadım. Heves ettim ama olmadı, arkası gelmedi. Bunda, belki, öğret­menim Rauf Mutluay'ın etkisi oldu.

Lise sonday­ken, Mutluay, "Gerçek edebiyat adamları günce tutmaz" demişti. Ben de yazar olmak istiyordum; ürktüm. Hocamızın niye öyle söylediğini çözemiyo­rum. Hele, yalnızca günce tuttukları halde edebi­yat tarihine geçmişleri düşünürsek...

Günce tutmadım, tutamadım; ne var ki, 1965'ten sonra not defterlerine çiziktirdim. Not defter­lerim önceleri 'sarı' defterlerdi. Sonra çeşit çeşit, boy boy not defterleri... Bazılarını sakladım, bazıları zaman içinde, evden eve taşınırken ya da baş­ka sebeplerle kayboldu.

Elde kalanları geçen akşam bir araya topladım. Safiye Erol için. Kubbealtı Neşriyâtı, 'gizli usta' Safiye Erol'un hikâyelerini derliyor. Aziz dostum Sinan Uluant benden bir yazı istedi. Düşündüm taşındım; eserlerine hayranlık duyduğum Safiye Erol'un bendeki geçmişini kaleme getirmeye çalı­şacağım.

Devamını oku...
 

Doğumunun 100. Yılında Safiye Erol

E-posta


Mahmut Çetin

Romancı Safiye Erol, Kubbealtı Akademisi’nin gayretleriyle ölümünden yıllar sonra tekrar kültür hayatımızdaki yerini alıyor. Bu konuda kültür dünyamızdaki bir çok kişi gibi ben de Safiye Erol’un eserlerini, Kubbealtı Akademisi Müdürü Sayın Mehmet Nuri Yardım vasıtasıyla tanıdım. Türk okuyucusu Safiye Erol’un eserlerinde medeniyet eksenli ve insan merkezli bir duyuş tarzı ile karşılaşıyor.

Derin bir duyuş tarzı

Derin bir kültüre, köklü bir birikime ve kuvvetli bir üsluba sahip olan Safiye Erol'un eserlerinde, Doğu ve Batı’yı tanıyan bir aydının güçlü tahlilleri dikkat çeker. O, Tanzimat'tan sonra medeniyet buhranı geçiren, kültür bunalımı yaşayan insanımızın karşılaştığı çıkmazları, içinde bulunduğu açmazları ve geçirdiği hafakanları fark eden ender insanlardan biri. Zevkle okunan eserleri, aynı zamanda meçhul zannedilen insanın hakikatine, eşyanın mahiyetine ve mâverânın mânâsına götürüyor okuyucuyu. Metafiziğin harikulâde sırlarını ifşâ ediyor. Safiye Erol dün okunan, bugün de alaka uyandıran ve yarına kalacak bir kıymet. Aydınlarımız, günümüze manidâr izler ve mesajlar bırakan bu münevverini yakından tanıdıkça, memleket meselelerine daha kalıcı çözümler üretebilecek, ruh dünyasına ve fikir iklimine yolculuk edenler, bambaşka ufuklar, yepyeni hayâller ve rengârenk güzellikler bulacaklardır.

 

Eve dönen kadın: Safiye Erol

E-posta

Mahmut Çetin

Büyük romancımız Tarık Buğra, Safiye Erol’un yazma gerekçesini şöyle ifade eder: “yazarlığının tek sebebi, tadına ve değerine vardığı medeniyetimizden aldıklarını yayabilmek arzusu idi.” İyiden güzelden doğrudan yana bir bakışın inşaasıdır onun yazma serüveni. Tabii bu bakış karşısında kötülüğü, düşmanlığı, çirkinliği bulacaktır. O, yıkıcılığa karşı en kuvvetli iksiri bulmuştur. Tarık Buğra bu durumu şöyle ifade eder: “Safiye Erol, İslâm-Türk medeniyetinin nankör ve bedbaht yıkıcılıklara, köksüz ve anlayışsız zorlamalara yenilmeyen kadın mümessillerinden biri idi, ayrıca, bütün varlığı ile, gönlü, kafası, mizacı ile idrâk ettiği bu medeniyetin ışığını dağıtanlardan birisi oldu. Yazıları ve yaşayışı bu büyük değeri taşırdı.”

Safiye Erol Kimdir?

Safiye Erol, 1902 yılında Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde doğdu. 1917 yılında Almanya'da eğitimini tamamladı. Lise ve üniversiteyi bitirip doktora tezini verdikten sonra, 1926'da İstanbul'a döndü. Millî Mecmua ve Her Ay gibi dergilerde yazıları çıktı. 1938'de "Kadıköyü'nün Romanı", 1944'te "Ülker Fırtınası", 1941'de Selma Lagerlöf'den "Portugaliye İmparatoriçesi" ve 1945'de La Motte- Foque'den "Su Kızı" isimli tercümeleri yayınlandı. 1951'de Kenan Rıfâî hakkında üç bölümlük felsefî incelemesi, "Kenan Rıfâî ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık" kitabında yer aldı. 1955'te Tercüman gazetesinde son romanı olan "Dineyri Papazı" romanı tefrika edildi. Asr-ı Saadet'i anlatan "Çölde Biten Rahmet Ağacı" ise 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde yayınlandı. Muhtelif gazete ve mecmualarda pek çok makalesi ve incelemesi neşredilen Safiye Erol, 7 Ekim 1964 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Devamını oku...
 


Sayfa 2 - 2