SAFİYE EROL

...bir göktaşı gibi ebediyetten ve âdeta başka bir âlemden kopup düşen bu kadın...

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

ÇÖLDE BİTEN RAHMET AĞACI

E-posta Yazdır

ÇÖLDE BİTEN RAHMET AĞACI

Adı pek bilinmeyen kıymetli yazarlarımızdan biridir Safiye Erol. Yeni nesil, ne yazık ki, bu ismi pek hatırlamaz. Aslında o, kaleme aldığı birbirinden değerli romanlarıyla ve hikâyeleriyle edebiyatta yer edinmeye layık bir isimdir. Merhume Samiha Ayverdi’nin deyimiyle Safiye Erol “dürüst, hamiyetli, imanlı, münevver” bir şahsiyettir. 1902 senesinde Edirne’de doğan Erol, 1964 yılında 62 yaşında iken İstanbul’da ölmüştür. Öldüğünde “Ciğerdelen, Ülker Fırtınası, Kadıköyü’nün Romanı, Dineyri Papazı” gibi kıymetli romanlar bırakmıştır arkasında. Hikâyeleri ise “Leylak Mevsimi” isimli kitapta toplanmıştır. Bu arada “Makaleler”, “Çölde Biten Rahmet Ağacı” adlı fikir eserleri de mevcuttur.

Geçenlerde okul kütüphanesinde dolaşırken Safiye Erol’un “Çölde Biten Rahmet Ağacı” isimli incecik kitabı ilişti gözüme. Hemen orada okumaya başladım, bitirmeden de bir daha elimden bırakamadım. Çünkü bu kitap Kâinatın Efendisi’ni ve diğer Hakk ve hakikat dostlarını şiirsel bir üslupla anlatıyordu. ‘İstesen de bırakamazsın’ türünden bir kitaptı bu.

“Çölde Biten Rahmet Ağacı”
110 sayfalık küçük hacimli bir kitap ama üslup derinliği onun çok ötesinde. Eser; kültürümüze emsalsiz eserler kazandıran, takdire şayan hizmetler eden Kubbealtı Neşriyatı tarafından çıkarılmış. Kubbealtı sadece bu kitabı değil, Safiye Erol’un bütün kitaplarını Türk okuyucusuyla buluşturarak büyük bir vefa örneği göstermiştir.

“Çölde Biten Rahmet Ağacı” Kubbealtı’nın Takdim’i ile başlıyor. Kitabın Önsöz’ünü, eseri düzenleyen Halil Açıkgöz yazmış. Açıkgöz, bu eserle ilgili olarak şunları söylüyor: “Çölde Biten Rahmet Ağacı, Safiye Erol Hanımefendi’nin 1962 ramazan ayı boyunca Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edilmiş eseridir. Başlangıçta iki kısım olarak düşünülmüş ise de ramazan bittikten sonra devamını yazmamış değil, yazamamıştır.”

Bir üslûp şaheseri olan “Çölde Biten Rahmet Ağacı” adlı eserin başında Samiha Ayverdi’nin “Dile Gelen Taş” isimli hoş bir yazısı vardır. Bilindiği üzere Samiha Ayverdi, Safiye Erol’un kolundan tutmuş, onun zamanın tasavvuf ehli Kenan Rifâî Hazretleriyle tanışmasına vesile olmuştur. Her ikisi de büyük Allah dostu Kenan Rifâî Hazretlerinin izinden gitmişlerdir. Merhume Ayverdi bu yazıda bu hadiseyi kastederek “Pirdaşım” dediği Safiye Erol’u şu güzel sözlerle şöyle tavsif ediyor: “Ey tarihî kadın, ey ecdat zaferlerini gözlerinde biriktirmiş hazîne kadın, ey Keşanlı güzel! Miyanemize bir ezelî yâr olarak giriverdin. Tadında, tutumunda geçmiş devirlerin âşınâlığı buram buram tüterdi.”

“Çölde Biten Rahmet Ağacı” isimli güzide eser, tefrikalar halinde yayımlanmıştır. Bu eserde otuz tefrika vardır. Eserde sırasıyla “Hazreti Halil İbrahim, Hazreti Hacer, Hazreti Sârâ, Hazreti İsmail, Mekke, Medineliler, Hem Heva Üzre Döşendi Bir Döşek, Kadınlar, Kurbanoğlu, Hazreti Hatîce, Cebrâil, Ebû Talip, Ezelden Sâdık Olanlar, Her Birisi Bir Yol İle, Mekke’deki Pilatus, Mahzunluk Yılı, Batn-ı Nahl’de Îmâna Gelenler, Ayın Bölünmesi, Hasret Çeken Burak, Mîraç, Mîraç Ertesi, Ebû Cehil Bilseydi ki, Müslüman, Sofu ve Hovardalar, Gâziler Helvası, Hicret” isimli tefrika yazılar yer alıyor. Kitaptaki her bir yazının hangi tarihte, nerede yayınlandığına dair bilgiler sayfanın altında dipnot şeklinde veriliyor.

“Çölde Biten Rahmet Ağacı” isimli eser, bildiğimiz bir siyer çalışması değil; zira konular işlenirken bilgiler değil, duygular esas alınmıştır. Bu yönüyle dinî duyguların ağır bastığı bir çeşit mensur şiire benziyor. Başta Resulullah Efendimiz olmak üzere, İslam’ın temel dinamiklerine ve direklerine dair kadın gözüyle değerlendirmeler yer alıyor eserde. Hz. Hatice, Hz. Hacer ve Hz. Sârâ’yı bir kadının kaleminden okumak büyük keyif veriyor. Onlara dair öznel yaklaşımlar ruhu okşuyor. Safiye Erol’un kadınlarla ilgili şu değerlendirmesi dikkat çekiyor: “Müslüman kadınlar bilerek veya bilmeyerek erkekte Peygamberimizin vasıflarının izlerini ararlar, bulabildikleri nispette mesut olur, bulamadıkları nispette bedbaht olurlar.”

Bu tadımlık eseri okuyanlar, gül kokulu bir bahçede gezindikleri hissine kapılıyor. Keşke tadımlık değil, doyumluk olsaydı. Zira sayfalar bitince okur ister istemez kederleniyor.

NİHAT MALKOÇ

http://www.hizmetgazete.com/index.php?sayfa=colde.biten.rahmet.agaci.5132&d=tr