• ...bir göktaşı gibi ebediyetten ve âdeta başka bir âlemden kopup düşen bu kadın...

  • Safiye Erol

  • Âşık olan zâten alacağını almıştır. Artık bir şey isteyemez, bundan geri o verecektir. Hep o verecektir.

  • Safiye Erol

Copyright 2020 - fakir@fenomen.org

Safiye Erol: Kanla yazılmış makale

"Beni Samiha Ayverdi, Safiye Erol damarına bağlayan bir görüş var ve bu beni mutlu ediyor."
Nazan BEKİROĞLU

Bilenler bilir, künye vermeyeceğim. Bu, bir makaledir. Öykünün, romanın, şiirin kurgusallık özgürlüğünden tümüyle mahrum, onda söz kendi ağırlığınca tartıya gelmeye peşinen razı, hesabınca bedellidir. Ancak kendisi kadar gerçektir.

Ama bu, kanla yazılmış bir makaledir. Günlerce kaleme gelmeyen şey ancak bir sabaha karşı. Gözler kan çanağı. Zihin bir merhaleden geçmiş. Söz, evet tam da öyle gökten zembille inmiş. Bu, bir daha kanla yazılmış bir makaledir.

Makale teriminin bütün sınırları ihlâl edilir onda. Bütün hadler berheva. Bütün bilimsel tanımlar infilâkta. İç, eğer artık kabına sığmıyorsa, hacim kütleyi taşımıyor, ten canını saklamıyorsa. Artık ne söylese Safiye, kendisi. Öyle bir kendi ki hem kendinden sonra geleceklerin cümlesi, benzerlerinin hepsi. Kendi acısında cümle çileye tercüman. Makale sadece söze kisve. Görenler görüyor aslında söz çoktan tükendi.

Makalesinde, umuma bakan çarşı pazar mantığı yani külli kanunlarla hususi ihsanat katmanı arasındaki uçurumu bir çırpıda özetleyiverir Safiye. Varlığına en kıymetli değerler üstünden yemin edilen o sahayı. Orada mecnunla deliyi, meczupla şarlatanı ayırır birbirinden. “Cezbe, tehlikeli bir yoldur. Ayak basanların çoğu geri dönemez, geri dönenlerin çoğu hakikatte geri dönmüş değildir; benliklerinin sıklet merkezi meçhul bir mıntıkada unutulmuşdur… Cezbenin, çok az muzaffer gazileri olur”. Lâkin bu uçurumun kazazedelerine de aynı şefkatle yönelir: “Onlar takatlarının yetmiyeceği büyük bir maksada hamle ederken çarpılıp sakatlananlar”dır.

Devamını oku: Safiye Erol: Kanla yazılmış makale

Çölde Biten Rahmet Ağacı

Adı pek bilinmeyen kıymetli yazarlarımızdan biridir Safiye Erol. Yeni nesil, ne yazık ki, bu ismi pek hatırlamaz. Aslında o, kaleme aldığı birbirinden değerli romanlarıyla ve hikâyeleriyle edebiyatta yer edinmeye layık bir isimdir. Merhume Samiha Ayverdi’nin deyimiyle Safiye Erol “dürüst, hamiyetli, imanlı, münevver” bir şahsiyettir. 1902 senesinde Edirne’de doğan Erol, 1964 yılında 62 yaşında iken İstanbul’da ölmüştür. Öldüğünde “Ciğerdelen, Ülker Fırtınası, Kadıköyü’nün Romanı, Dineyri Papazı” gibi kıymetli romanlar bırakmıştır arkasında. Hikâyeleri ise “Leylak Mevsimi” isimli kitapta toplanmıştır. Bu arada “Makaleler”, “Çölde Biten Rahmet Ağacı” adlı fikir eserleri de mevcuttur.


Geçenlerde okul kütüphanesinde dolaşırken Safiye Erol’un “Çölde Biten Rahmet Ağacı”isimli incecik kitabı ilişti gözüme. Hemen orada okumaya başladım, bitirmeden de bir daha elimden bırakamadım. Çünkü bu kitap Kâinatın Efendisi’ni ve diğer Hakk ve hakikat dostlarını şiirsel bir üslupla anlatıyordu. ‘İstesen de bırakamazsın’ türünden bir kitaptı bu.

“Çölde Biten Rahmet Ağacı”
 110 sayfalık küçük hacimli bir kitap ama üslup derinliği onun çok ötesinde. Eser; kültürümüze emsalsiz eserler kazandıran, takdire şayan hizmetler eden Kubbealtı Neşriyatı tarafından çıkarılmış. Kubbealtı sadece bu kitabı değil, Safiye Erol’un bütün kitaplarını Türk okuyucusuyla buluşturarak büyük bir vefa örneği göstermiştir.

“Çölde Biten Rahmet Ağacı” Kubbealtı’nın Takdim’i ile başlıyor. Kitabın Önsöz’ünü, eseri düzenleyen Halil Açıkgöz yazmış. Açıkgöz, bu eserle ilgili olarak şunları söylüyor: “Çölde Biten Rahmet Ağacı, Safiye Erol Hanımefendi’nin 1962 ramazan ayı boyunca Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edilmiş eseridir. Başlangıçta iki kısım olarak düşünülmüş ise de ramazan bittikten sonra devamını yazmamış değil, yazamamıştır.”

Bir üslûp şaheseri olan “Çölde Biten Rahmet Ağacı” adlı eserin başında Samiha Ayverdi’nin “Dile Gelen Taş” isimli hoş bir yazısı vardır. Bilindiği üzere Samiha Ayverdi, Safiye Erol’un kolundan tutmuş, onun zamanın tasavvuf ehli Kenan Rifâî Hazretleriyle tanışmasına vesile olmuştur. Her ikisi de büyük Allah dostu Kenan Rifâî Hazretlerinin izinden gitmişlerdir. Merhume Ayverdi bu yazıda bu hadiseyi kastederek “Pirdaşım” dediği Safiye Erol’u şu güzel sözlerle şöyle tavsif ediyor: “Ey tarihî kadın, ey ecdat zaferlerini gözlerinde biriktirmiş hazîne kadın, ey Keşanlı güzel! Miyanemize bir ezelî yâr olarak giriverdin. Tadında, tutumunda geçmiş devirlerin âşınâlığı buram buram tüterdi.”

Devamını oku: Çölde Biten Rahmet Ağacı

Kalempîr; Safiye Erol Hanımefendi…

Saliha Malhun

Işıkla gölge arasında yaşamak nedir anlıyorum artık. İnsan hiç tanımadığı hâlde birine çok benzer mi? O'nu okumaya başlayınca tanımaya başlamıştım kendimi de. 

İşıkla gölge arsında bir kuytulukta yaşamış bir kalempîr; Safiye Erol Hanımefendi…

Bazı insanların hayatları kadar göçmüş olmaları da ayrı bir hüzün hikâyesidir. Ne tuhaf… Ben hiç sohbetini dinlemediğim hâlde Sâmiha Annenin bir konu üzerinde düşünürken, hâlimde bana çeşitli izahlar yaptığını, beni yönlendirdiğini, hatta bazı hâl ve tavırlarım sebebiyle bana darıldığını ve yüzünü sessizce başka tarafa çevirerek ilgilenmediğini hissediyor ve sesini içimde duyuyorum... İnsanlardan kaçan bir münzevînin bu garip yaşayış tarzı birçoklarını şaşırtabilir belki de… Ama ben kendim gibi tuhaflara yazıyorum zaten bu sözleri de…

Sâmiha Anne için Safiye Hanım'ı kaybetmek belki de ikinci bir "Ciğerdelen" romanı kadar yakıcı olsa gerek. Üstelik bir sahne sanatkârı kadar önemsenmemiş vefâtı, buna Sâmiha Anne çok içerlemiş. Oysa benim için onun vefatıyla beraber bütün hayat hikâyesi, baştanbaşa müthiş bir başlangıcın ve devamlılığın geleceğe dönük aynalarda mükemmele yakın bir kendini tamamlamışlığın hikâyesi!..

Çünkü O'nu okuduğunuzda, kullandığı dil ve imajların sanki size verilmiş husûsi anahtarlar olduğunu hisseder ve onun ölümüyle kaybolmadığını ve fakat mânâ kapılarının ardında bir belirip bir kaybolduğunu fark edersiniz. Yani; O'nun varlığı; varlığınız, yokluğu ise yokluğunuz olur!

Şimdi yine o yarı aydınlık ve yarı karanlık kapının önündeyim. Bana yüzünü göstermesini istiyorum. 

Tuhaf… Yaşarken yaşamıyor gibi kelimelerini bir kelebeğin kozasını örer gibi ören ve kuytularda gizlice ciğerinden kalemine kan çekercesine yazan bu yürek, şimdi beni karşı koyamadığım bir cezbeyle kendine çekmekte… Kaleme, hecelere, kelimelere ve o mânâlara karşılık canımdan cân istemekte...

Devamını oku: Kalempîr; Safiye Erol Hanımefendi…

Eve Dönen Kadın: Safiye Erol

Mahmut Çetin

Büyük romancımız Tarık Buğra, Safiye Erol’un yazma gerekçesini şöyle ifade eder: “yazarlığının tek sebebi, tadına ve değerine vardığı medeniyetimizden aldıklarını yayabilmek arzusu idi.” İyiden güzelden doğrudan yana bir bakışın inşaasıdır onun yazma serüveni. Tabii bu bakış karşısında kötülüğü, düşmanlığı, çirkinliği bulacaktır. O, yıkıcılığa karşı en kuvvetli iksiri bulmuştur. Tarık Buğra bu durumu şöyle ifade eder:“Safiye Erol, İslâm-Türk medeniyetinin nankör ve bedbaht yıkıcılıklara, köksüz ve anlayışsız zorlamalara yenilmeyen kadın mümessillerinden biri idi, ayrıca, bütün varlığı ile, gönlü, kafası, mizacı ile idrâk ettiği bu medeniyetin ışığını dağıtanlardan birisi oldu. Yazıları ve yaşayışı bu büyük değeri taşırdı.”

Safiye Erol Kimdir?

Safiye Erol, 1902 yılında Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde doğdu. 1917 yılında Almanya'da eğitimini tamamladı. Lise ve üniversiteyi bitirip doktora tezini verdikten sonra, 1926'da İstanbul'a döndü. Millî Mecmua ve Her Ay gibi dergilerde yazıları çıktı. 1938'de "Kadıköyü'nün Romanı", 1944'te "Ülker Fırtınası", 1941'de Selma Lagerlöf'den "Portugaliye İmparatoriçesi" ve 1945'de La Motte- Foque'den "Su Kızı" isimli tercümeleri yayınlandı. 1951'de Kenan Rıfâî hakkında üç bölümlük felsefî incelemesi, "Kenan Rıfâî ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık" kitabında yer aldı. 1955'te Tercüman gazetesinde son romanı olan "Dineyri Papazı" romanı tefrika edildi. Asr-ı Saadet'i anlatan "Çölde Biten Rahmet Ağacı" ise 1962 yılında Yeni İstanbul gazetesinde yayınlandı. Muhtelif gazete ve mecmualarda pek çok makalesi ve incelemesi neşredilen Safiye Erol, 7 Ekim 1964 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Devamını oku: Eve Dönen Kadın: Safiye Erol

f t g m